Gümrük Birliği konusunu ve ülkemize zararlarını ele almadan önce Gümrük Birliği Anlaşması ne zaman ve hangi ülkeler arasında imzalandı? Buna bir bakalım değerli okuyucularım.

Gümrük Birliği Nedir?

Gümrük Birliği, II. Dünya Savaşı‘ndan sonra, değişen dünya ticaret ekonomisi koşullarına bağlı olarak ortaya çıkmış bir teoridir. Bu savaştan sonra özelikle doğu Avrupa ülkeleri sosyalist ekonomi rejimine girmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ise dünya ekonomisi üzerinde yeni stratejiler geliştirmeye başlamıştır. Bu durumda Avrupa ülkelerinin ticari ve siyasi birliğinin gelişmesi adına böyle bir oluşumu desteklediğini tahmin edebiliyoruz.

gümrük birliği

Bununla birlikte öncelikle Avrupa Atom Enerjisi Birliği, Avrupa Kömür Çelik Birliği ve ardından 25 Mart 1957 yılında Roma Anlaşması ile 6 ülkeden oluşan (Almanya, Fransa, İtalya ve Benelüks ülkeleri Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma 1 Ocak 1958 yılında yürürlüğe girmiştir. Benelüks Ülkeleri 1934 yılında kurulup, 14 yıl sonra 1948’de gümrük birliğine girmeyi kararlaştırmışlardır. Gene o dönemlerde Baltık Gümrük Birliği kurulmuştur. Baltık Denizi kıyısındaki ülkelerden oluşan bir birliktir. Bu ülkeler de Letonya, Estonya, Litvanya’dır.

Bu bahse konu birliklerin amacı, karşılıklı serbest ticaret piyasası oluşturup, kendi aralarında çıkardıkları yasalardan ve faydalarından yararlanarak çok daha kolay ticaret yapabilmektir. Aynı zamanda siyasi birlik ve güç oluşturmaktır. Baltık Gümrük Birliği 1990 yılına kadar devam etmiştir.

Böyle bir konudan bashederken Columbia Üniversitesi, İktisat Hukuk ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Jagdish Bhagwati;

Jacop Viner’dan söz etmemek olmazdı. Onun gümrük birlikleri hakkındaki çığır açan çalışması, tercihli ticaret anlaşmalarının ayrımcı nitelikte olmayan serbest ticaretten farklı ve genelde daha aşağı seviyede olduğu şeklindeki önemli hususa dikkat çekmiştir. Tercihli ticaret anlaşmalarının olumsuz yönleriyle ilgili bugün karşı karşıya kaldığımız meseleler artıp katlanırken, Viner’ın çalışması politika belirleyicilerin görmezden gelemeyeceği kadar önemli bir uyarı olarak durmaktadır.” demiştir.

Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne Girişi Aşamaları

Türkiye 1964 yılında yürürlüğe giren Ankara Anlaşması, 1970 yılında katma protokol, 1973 yılında yürürlüğe giren ve tam 22 yıl sonra 1995’te Avrupa Katma Protokol Anlaşması yani Gümrük Birliği Anlaşması olmak üzere 3 aşamayla Avrupa Birliği’ne üye olmayı hedefliyordu.

1995 yılında Doğruyol Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi koalisyonunun bir zaferi olarak kabul edilen, Tansu Çiller‘in yandaşları tarafından Avrupa’nın fatihi yakıştırmasıyla davul zurnalarla kutlanan bu anlaşmanın Türkiye ekonomisine vurulan darbelerden biri olarak geçtiğinin kimse farkında değildi belki de. Çünkü Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmadan Gümrük Birliği anlaşması sağlayan ilk ve tek ülke olmuştur.

Türkiye’nin Avrupa Birliği Macerası

Görünürde Avrupa ülkeleri ile yapılan ticari faaliyetlerde herhangi bir yaptırım olmadan ithalat ve ihracat yapacaktık. Belki de devrim niteliğinde olan bu anlaşma, Türkiye ekonomisini başta canlandırdı. Serbest piyasa ekonomisinde rekabet ortamı oluşturdu. Avrupa tüketicilerinin lehine doğan sonuçlarla piyasa epey bir hareketlendi. Bu sırada ticaret faaliyetlerinin yanında, siyasi iş birliklerinin de iyi olacağı düşünülürken bu iş git gide zorlaşmaya başladı. Türkiye, Avrupa Birliği’ne girmeyi ne kadar istediyse de; bunun için ekonomisini, siyasetini, yasalarını şekillendirse de bir türlü Avrupa Birliği‘ne giremedi. Hatta birkaç yıl önce Avrupa Birliği, Türkiye’nin yıllar önce yaptığı başvurusunu da dikkate almayıp red etti. Bunda her ne kadar Avrupa Birliği’nin tüm üyelerinin etkisi olmasa da Almanya’nın rolü çok büyük oldu. Sanki Avrupa Birliği’nin sahibi gibi kendi hükümetlerinin yaptırımlarını Avrupa Birliği’nin kararlarıymış gibi dikte etti.

gümrük birliği

Özellikle Almanya‘dan ithal ettiğimiz ürünleri konuşacak olursak bunlar; motorlu araçlar, dizel ve benzinli motorlar, demir çelik, hava ulaşım araçları ve motor parçaları gibi özellikle ulaşım konusunda önemli olan parçalardır. Bu ürünleri ithal ederken, Almanya’ya tekstil ürünleri ve gıda ürünleri gibi aslında önemli olan ama önemsiz gibi görünen ürünleri ihraç ettik. Bununla ilgili olarak Almanya’nın ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında 17. iken (15 milyar Euro), ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında ise 14. (23 milyar Euro) olduk. Bu rakamlar net olmamakla birlikte son 10 yıllık ve 25 yıllık miktarlar çok değişkenlik gösterse de sonuç olarak aradaki 8 milyar euroluk farkla Türkiye ekonomisinin nasıl bir açık verdiğini görebiliyoruz.

Balta Limanı Anlaşması ve Sömürge Politikası

Kendi komşu ülkelerimizle, buna Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan dahil , ithalat – ihracat yaptığımızda gümrük yaptırımlarına maruz kalıp bir sonraki ticaretleri yapmaya imtina ediyoruz. Bu bahse konu komşu ülkelerimizle gümrük birliği içerisine girersek ticaretimizin farklı şekiller alacağını görebiliriz.

Bunu söylemeden geçmeyeceğim. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasını 1838 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere arasında imzalanan Balta Limanı Anlaşması’na, başka bir deyişle Osmanlıyı sömürgeleştirme politikasına benzetenler de var.

Gümrük Birliği Çalışmaları ve Öneriler

Hülasa Avrupa Gümrük Birliği’nin, ekonomimize işlerin sonunda katkı değil de zarar verdiğini görüyoruz. Elbette Avrupa Birliği ülkeleri ile ithalatımızı ve ihracatımızı keselim demiyoruz. Bu ticaretimizin yanında kendi komşu ülkelerimizle de ticaretimizi geliştirmek adına bazı adımların atılmasını bekliyoruz. Bu anlamda bazı girişimler elbetteki var. Mevcut hükümetin bu anlamdaki çalışmaları takdire şayandır. Bunu daha kapsamlı bir hale getirmelerini istiyoruz. Çünkü gümrük birliği olmayan ülkeler ile yapılan ticaretlerde gümrük yaptırımları dışında gelen ürünlerin antrepolarda bekletilmesi de ayrı bir konu. Bu ve buna benzer birçok sıkıntıyı gidermek adına çalışmaların daha kapsamlı olmasını istiyoruz.

gümrük birliği

Yukarıda bahsettiğim konuların özeti ve yazının başlangıcındaki sorunun cevabı olarak şunları söyleyebiliriz. Gümrük birliği anlaşmasının kazananı Avrupa Birliği ülkeleri olmuştur. Malesef kaybedeni ise Türkiye olmuştur. Tüm bunlara rağmen Türkiye her zaman ayakta kalmayı, ekonomisini diri tutmayı başarmış ve ticaretini tüm bu olumsuzluklara rağmen devam ettirmiş bir ülke olmuştur.

4 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments